A History of Violence

şiddet Ar. şiddet is. 1. Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. 2. Hız. 3. Bir hareketten doğan güç: Rüzgârın şiddeti. 4. Karşıt görüşte olanlara, kendilerini kabul ettirme, inandırma veya uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma. 5. mec. Kaba güç. 6. mec. Duygu veya davranışta aşırılık… Türk Dil Kurumu şiddeti böyle tanımlıyor. Peki uygulanan her şiddet temelde aynı mıdır? Çoğu insana göre şiddet şiddettir. Tıpkı TDK’nın belirttiği gibi kaba güçtür, aşırılıktır, bir şeyi zorla karşı tarafa kabul ettirmektir, yani zorbalıktır. Ama şiddetin uygulanmasına yol açan sebep bir şeyi değiştirmez mi? Şiddet haklı kılınabilir mi? İşte John Wagner’in aynı isimli grafik romanından uyarlanan A History Of Violence’ta, David Cronenberg bunları sorguluyor bir anlamda. Film, Tom Stall’un (Viggo Mortensen) Amerikan rüyası tadında yaşamıyla başlıyor. Daha sonra 2 yabancının kasabaya gelmesiyle Tom, kendisiyle birlikte ailesinin de hayatını derinden değiştirecek bir olay yaşıyor. Başta masum gibi görünse de onu bir kahraman yapsa da bu olay , üzerlerine karanlık güçlerin ilgisiyle birlikte başka bir şey daha çekiyor: Soru işaretleri ve merak. İzleyici, tıpkı Tom’un ailesi gibi Tom’la şiddet dolu bir geçmişin izleri arasında kalıyor
Filmi izlerken bazen kendimi ‘Vur biraz daha vur! Aferin!’ ya da ‘O zaten hakediyodu…’ derken buldum. Sonra düşündüm; gerçekten bir insan bunu hakeder mi? Ne yapmış olursa olsun yaptıkları kendisine doğrudan şiddet uygulanmasına mazeret olur mu? Bence olmaz ve olmamalı. En azından yaşadığımız çağ bunu gerektirir. Sanırım David Cronenberg de bu konuda insanların biraz düşünmesini amaçlamış. Filmin en çok hoşuma giden yanlarından biri de Tom Stall’un geçmişiyle ilgili belirsizlik. Bu izleyiciyi meraklandırıyor ve Viggo Mortensen, oyunculuğuyla bu belirsizliğe çok iyi bir katkı yapıyor. Filmi bir daha izlesem yine merak ederim, Tom Stall’un verdiği cevaplara ‘Acaba?’ derim. Bir de Ed Harris’in canlandırdığı buz gibi Carl Fogarty var tabi. Ürkütücü duruşu şiddet dolu bir geçmişin sembolü olan yüzündeki yara iziyle tamamlanmış ve bence filmin hoş yanlarından kendisi. Bu arada bir Cronenberg-Mortensen işbirliği daha var: Eastern Promises. Cronenberg, Viggo Mortensen’den memnun kalmış olacak ki konu farklı olsa da sorguladığı şeyler benzer olan devam filmi niteliğinde bir filmde daha birlikte çalıştılar. İleriki yazılarda Eastern Promises hakkında da bir şeyler söylemek istiyorum.
Sonuç olarak film, sorguladıkları ve düşündürdükleri açısından faydalı ve Cronenberg’i yada Viggo Mortensen’i sevenler için mutlaka izlenmesi gereken bir film. Ama yüksek beklentilerle izlenmemesi gerektiğini belirtmeliyim. Yoksa hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. David Cronenberg sanki kısa kesmek istemiş filmi. Bazı şeyler havada kalıyor. Konu da temelde çok orijinal olmayan bir konu. Ama David Cronenberg ve Viggo Mortensen’e olan ilgim beni bu filme itti. Pişman değilim, yine olsa yine yaparım. Bir şey daha eklemek istiyorum. Filmin Türkçe adı, orijinal adının taşıdığı anlamdan çok uzak. A History Of Violence; ‘şiddetin bir tarihçesi’ anlamına gelmekle birlikte bu cümleden ‘şiddetle dolu bir geçmiş’ anlamı da çıkar. Ama ülkemizde Şiddetin Tarihçesi adıyla gösterilmiş ve bu isim izleyicinin çok farklı şeyler beklemesine yol açıyor. Siz beklemeyin diye belirtme ihtiyacı duydum. Şimdilik bu kadar şiddet dolu günler…

m. batuhan tanrıkulu
1 Apr, 2009
Vuhuuuu
İzlediğim en güzel filmlerden biri.
Hiç sıkıcı değil. Filme yeni katılan karakterler sürekli ölüyordu. Süper bir film. YEAH!!