The Big Lebowski

bowling

Coen Kardeşlerin bu çok eğlenceli ve küçük ayrıntılarla dolu filmi ilk izlediğimde aklıma Dude’un umursamazlığı ve zıt karakterlerin oluşturduğu birliktelikle kazınmıştı (Bu arada Dude da kim diyebilirsiniz. The Dude, filmin baş karakteri Jeffrey Lebowski’nin takma adı. Kendisine Dude denmesini istiyor, o yüzden ben de yazımda kendisinden Dude diye bahsedeceğim). Ama bir kez izlemek yetmez bu filmi dedim ya bir sürü ufak ve ilginç ayrıntı var ve yavaş yavaş farkına varıyorsunuz. Farkettiğim bütün ayrıntıların anlatmak istediğini anlamış değilim ama önemli olan sahneyi durdurmak bir detayı veya bir cümleyi incelemek, düşünmek ve bence bu izleyeni çok eğlendiren bir diğer unsur.

The Big Lebowski.

Film, Coen kardeşlerin diğer filmlerinde olduğu gibi karmaşık bir olay örgüsüne sahip. Olaylar geliştikçe The Dude kendini içinden çıkılmaz bir durumda buluyor. Ama Dude o kadar rahat ki inanın onun gibi olduğunda insanın üstesinden gelemeyeceği olay yok. Aslında Dude bana hiç yabancı gelmedi. Filmde 1. Körfez Savaşı gelişmelerine ve tv deki konuşmalara verdiği tepkiye bakınca aslında her birimizin çok benzer tepkiler verdiğini gördüm acı bir şekilde. Etrafımızdaki ölümlere, savaşlara verdiğimiz tepki tepkisizlik olmuş. Tüm hayatı bir bowling salonundan ve iki dosttan ibaret insanlar da yabancı gelmiyor izlerken. Hayatlarımızın, üzerinde biraz oynama yapılmış hali gibi. Kafeler, okey/bilardo salonları, bowling salonu olmuş sadece. Ama bu sıradanlık onların karakterlerindeki renkliliğe bir zarar verememiş. The dude ‘68 kuşağından gelmiş olmanın etkilerini atamamış aslında. Hippi tavrı her hareketinde kendini belli ediyor. Kendisi bu özelliğinden dolayı barış yanlısı. En yakın dostu Walter (John Goodman) ise bir vietnam gazisi ve bu ikilinin diyalogları filmin en keyifli unsurlarından biri. Tabi bu ikiliye dostları Donny’yi (Steve Buscemi) de katabiliriz her ne kadar kendisine pek söz hakkı düşmese de… Komik unsurlardan biri de Uli Kunkel (Peter Stormare) önderliğindeki nihilistler. Komik dediğime bakmayın aslında çok tehlikeliler. Bu filmden sonra Jeff Bridges’ı ilgiyle izlemeye başladım ve sevdiğim oyunculardan biri oldu. John Goodman, Steve Buscemi ve John Turturro ise zaten kötü bir filmi bile izlenebilir kılan oyuncular. Bir de bunların Jeff Bridges’ın efsanevi performansı ve Coen Kardeşlerle bir araya geldiğini düşünün. Sonra da gidip izleyin. İyi eğlenceler…

  • Bu film kesinlikle hayatımda izlediğim en iyi filmlerden biri.
    (the man from earth’den sonra 2. belki de)
    Arda Ülgen’ın kesinlikle bu filmi bloga yerleştireceğini biliyordum. Siteye ilk girdiğimde ilk önce Big Lebowski’yi aradım.
    Tanıtımlarınızın (yazılarınızın) devamını bekliyorum.

  • Walter nedense her defasında bana South Park’daki Eric Cartman’ı anımsatıyor .

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.