Korkunç İvan Ne Kadar Korkunçtu?
Altın Portakal Film Festivali kapsamında gösterilen yarışma dışı yabancı filmlerden en merak ettiğim filmi dün izledim. Çar (The Tsar – Царь ), Rus yönetmen Pavel Lungin’in yeni filmi. Öncelikle şunu söylemeliyim ki filmin Türkiye’de ne zaman gösterime gireceğini veya
dvd’sinin ne zaman çıkacağını bilmiyorum ama eğer ilginizi çekerse bulduğunuz gibi izleyin derim. Film, 1565 ve sonrasında yani Çar Korkunç İvan’ın (Ivan The Terrible – Ivan Grozniy) hükümdarlığının en karanlık yıllarında geçiyor. Çar Ivan Vasilievich ve Piskopos Filipp arasında, Ivan’ın yöntemlerinden ve insanları baskı altına almak için kurduğu ‘Çar’ın Köpekleri’ lakaplı oprichniki örgütünün uyguladığı zalimliklerden doğan çekişme ve gerilimler anlatılıyor. Takıntılı, dengesiz ve sürekli çok yakında geleceğine inandığı kıyamet gününü düşünen Çar Ivan Vasilievich, Polonyalıların ve kralları Sigismund’un baskısı altındadır. Umutsuzluk içinde kötü günler geçiren ve gün geçtikçe yozlaşan Moskova şehrini ve Rusya’yı bu durumdan kurtarmak için kara kara düşünen Çar, kendisine çok yakın olan çocukluk arkadaşı Solovetsky Piskoposu Filipp’i bir umut ışığı olarak görür ve onu Moskova Metropoliti yapar. Fakat Metropolit olan Filipp, Çar’ın dengesizliğine ve uyguladığı dehşet politikasına sessiz kalamaz ve bu durum aralarında ihtilaf oluşmasına neden olur.
Çar Korkunç İvan ile Metropolit Filipp arasında bir çekişme yaşandığı bir gerçek ama filmdeki olaylar gerçekleştiğinde Ivan, filmde olduğundan çok daha gençti. Ayrıca bazı önemli olaylar ikilinin arasındaki çekişmeden çok sonra yaşanmış. Zaten yönetmen Lungin de filmi için ‘Bu tarihi bir film değil. Sanatsal bir çalışma. Olayları gerçekten olduğu sırayla takip etmediğini biliyorum ama benim için Mamonov’un oynaması, onun yaşından daha önemliydi’ diyor. Pavel Lungin’in filmi, Sergei Eisenstein’ın 3 bölümlük Ivan Grozniy (Ivan The Terrible) serisinden sonra (İlki 1944’te yayınlandı, ikincisinin çekimi 1946’da sona erdi ancak Stalin tarafından yasaklandığı için ancak 1956’da yayınlanabildi. 1988’de tamamlanan üçüncü film ise neredeyse tamamen yok edildi) bu konuyla ilgili çekilen en önemli yapımlardan. Tabi ki bu filmi Eisenstein’ınkilerle karşılaştırmak pek de mantıklı değil çünkü o seri, tarihsel uygunluk içerisinde ilerlemekteydi ayrıca dönemin baskıcı ortamında Sergei Eisenstein’ın böyle zor bir konuyu başarılı bir şekilde ele alması o seriyi başka filmlerle kıyaslamayı güçleştiriyor. Serinin ilk filminin Stalin Ödülü kazanması, ikinci filmin ise Stalin tarafından yasaklanması da ilginç.
Film boyunca Korkunç İvan’ı canlandıran Pyotr Mamonov (eski bir rock müzisyeni) ve Metropolit Filipp’i canlandıran Oleg Yankovskiy’i (mayıs ayında hayatını kaybetti) hayranlıkla izledim. Ayrıca filmde kostümler ve mekanlar kusursuzdu. O karanlık dönemi Pavel Lungin çok iyi yansıtmış. Filmin en gerçekçi yönlerinden biriyse bana göre Çarın davranışları ve ruh haliydi. Film dört bölümden oluşuyor ve her bölümde Çar’daki değişim fark edilebiliyor. Korkunç İvan, filmin daha en başından zalim, önüne geleni ipe dizen, kazığa oturtan biri olarak karşımıza çıkmıyor. Çar’ın psikolojisinin nasıl bozulduğuna, dengesini nasıl yitirdiğine tanık oluyoruz. Polonyalılar ve Tatarlarla savaşlar, ihanetler, halkın Çar’a karşı ikiyüzlülüğü, Metropolit Filipp’in itaatsizliği… Tüm bunlar zamanla Ivan Vasilievich’in psikolojisini etkiliyor. Filmden sonra ‘acaba bu kadar tövbe edip, Tanrı’ya yalvarıp bu kadar günah işleyen birisi daha var mıdır?’ diye düşündüm çünkü Korkunç İvan aynen bunları yapmaktaydı. Çar, umarım vizyona girer çünkü konusuyla Ivan-Filipp çekişmesini, Korkunç İvan’ın psikolojisini ve dengesiz birinin gücü eline aldığında neler olabileceğini etkileyici bir şekilde anlatıyor.



