Archive for the ‘Dram’ Category

İnsan Nedir ki?

‘Korkuyorum Anne’, 2004 yapımı bir Reha Erdem filmi. Reha Erdem bu film için ilk olarak ‘İnsan Nedir ki?’ adını belirlemiş fakat sonrasında değiştirmeye karar vermiş. Aslında belirlediği ilk isimle filmin amacını ortaya koymuş bir nevi. Reha Erdem, “İnsan nedir ki?” sorusunu; herbirinin farklı bir sorunu, farklı bir umudu, farklı bir korkusu olan karakterlerine ve bu [...]

Devam »

Pazartesi sendromu da neymiş?

Özellikle ülkemizde görmezden gelinen, günümüz dünyasının en büyük sorunlarından işsizliği, izlediğim filmler arasında en gerçekçi  biçimde anlatan film Güneşli Pazartesiler (Los Lunes Al Sol – 2002) oldu. Filmde İspanya’nın bir kuzey liman kenti olan Vigo’da çalıştıkları tersane kapatılan liman işçilerinin öyküsü anlatılıyor.

Devam »

Looking for Eric – “Her şey Eric Cantona’nın attığı güzel bir pasla başladı.”

Kendisini futbolun Rimbaud’u olarak tanımlayan; futbol sahasındayken bir usta, saha dışındayken bir filozof, futbol hayatının dışında bir sanatçı… Kısacası; ‘Eric Cantona‘. Efsaneyi anlatmak tabii ki kolay değil, aslında yönetmen Ken Loach da bunu yapmaya çalışmamış.

Devam »

Uzak İhtimal – “Senin ne işin vardı kilisede birader?”

Hafta boyunca birçok yerde filmin afişleriyle karşılaştım. Afişteki sadelik ve afişte yazan Rotherdam festival jürisinin film için sarfettiği sözler, 9 ekimde vizyona girecek filme gitmek için beni tavlamaya yetti de arttı. Daha sonra yapımcıların blog yazarları için düzenlediği özel gösterime davet almamız, beni çok şaşırttı ve tabii ki mutlu etti.

Devam »

Into the Wild

Christopher MCcandless‘ın gerçek hayat öyküsünü anlatan, John Krakauer‘ın aynı isimli kitabından uyarlanma bir Sean Penn filmi. Bu filme tam olarak bir biyografi filmi demek istemiyorum çünkü filmin bize asıl aktarmaya çalıştığı Christopher MCcandless’ın ne kadar önemli bir şahsiyet olduğu, insanlık adına yaptıkları  falan değil yol ayrımlarında cevaplamamız gereken sorular ve bu sorulara vereceğimiz cevapların bizi [...]

Devam »

Alexandra

Nihayet Rusya’nın günümüzdeki en büyük yönetmenlerinden Aleksandr Sokurov‘un merak ettiğim filmi Aleksandra‘yı (2007) izleme fırsatı buldum. İzledikten sonra merakımın boşa çıkmadığını gördüm. Anlatmak istediğini çok net anlatan, sade ve dingin bir film Aleksandra.

Devam »

La science des rêves (Rüya Bilmecesi)

Stephane Miroux (Gael Garcia Bernal), yönetmen Michel Gondry‘ nin yarattığı, normal hayatımızda pek göremediğimiz bir karakter. Gerçek yaşamında “promosyon takvimi maketçisi” olarak ilginç ve sıkıcı bir işte çalışan Stephane‘ in bunun dışında yaşadığı apayrı bir dünyası daha var; Rüyalar alemi..

Devam »